Anayasa Mahkemesi'nin İbrahim Manav (B.B No. 2019/2755) kararında, belediyeye 'yol ve yeşil alan' yapılması şartıyla bedelsiz olarak terk edilen bir taşınmazın, imar planı değişikliği ile 'cami alanı' olarak ayrılması ve sonrasında 'belediye hizmet binası' yapılması, mülkiyet hakkı açısından nasıl bir ihlal olarak değerlendirilmiştir? Bu kararda ortaya konan 'meşru beklenti' kavramını, bağışlamanın şarta bağlı yapılması (BK m. 291) ve terk amacına aykırı kullanım halinde iade veya tazminat talep etme hakkı üzerinden açıklayınız.
AYM'nin İbrahim Manav kararında, mülkiyet hakkı ihlali şu gerekçelere dayandırılmıştır: Başvurucu, taşınmazını kamu hizmetine (yol ve yeşil alan) özgülenmesi şartıyla ve bu amaca olan güvenle bedelsiz olarak belediyeye terk etmiştir. Bu durum, başvurucu lehine, taşınmazın sadece bu amaçla kullanılacağına dair hukuken korunan bir 'meşru beklenti' yaratmıştır. Hukukumuzda, bağışlamanın şarta bağlı olarak yapılması (eski BK m. 287, yeni TBK m. 291) mümkündür. Şart gerçekleşmezse veya bağışlama amacına aykırı davranılırsa, bağışlayan iade veya tazminat talep edebilir. Belediyenin, imar planını değiştirerek taşınmazı önce cami alanına, sonra da kendi hizmet binası yapımına tahsis etmesi, bu 'terk amacına' açıkça aykırı bir kullanımdır. Derece mahkemelerinin, bu açık aykırılığa rağmen başvurucunun açtığı davayı reddetmesi, onun 'meşru beklentisini' boşa çıkarmış ve mülkiyet hakkına orantısız bir müdahalede bulunmuştur. Başvurucunun, kamu yararı amacıyla yaptığı fedakarlığın, idare tarafından amacından saptırılarak kullanılması ve buna karşılık herhangi bir tazminat ödenmemesi, mülkiyet hakkının barışçıl kullanımına yapılan müdahale ile kamu yararı arasındaki adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmuştur. Bu nedenle AYM, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.