Terekenin borca batık olduğunun tespiti (mirasın hükmen reddi) davasında (TMK m. 605/2), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kime yükletilmesi gerektiği konusunda Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2019/4175 K. sayılı kararında benimsediği ilkeyi açıklayınız. Mahkemenin, davanın niteliği gereği davalı-alacaklının değil, davacı-mirasçıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği yönündeki görüşünün hukuki gerekçesi nedir?
Yargıtay 14. HD'nin 2019/4175 K. sayılı kararına göre, terekenin borca batık olduğunun tespiti davası, bir 'eda davası' (bir şeyin yapılmasına, verilmesine veya yapılmamasına mahkumiyet) değil, bir 'tespit davası'dır. Bu davada, kanundan kaynaklanan bir hukuki durumun (terekenin borca batık olması nedeniyle mirasın reddedilmiş sayılması) saptanması istenir. Bu niteliği gereği, dava maktu harca ve maktu vekalet ücretine tabidir. Yargıtay, bu tür davalarda yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı-mirasçılar üzerinde bırakılması gerektiğini belirtmiştir. Bunun hukuki gerekçesi şudur: Davalı-alacaklı, murisin terekesinin borca batık olup olmadığını bilebilecek durumda değildir. Alacaklı, hakkını aramak için meşru bir şekilde hareket etmektedir. Terekenin borca batık olup olmadığı, ancak mahkemenin yapacağı kapsamlı bir araştırma ve yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Davalı-alacaklı, davanın açılmasına kendi kusurlu bir hareketiyle sebebiyet vermemiştir. Davanın açılma sebebi, mirasçıların kendilerini murisin borçlarından yasal olarak koruma isteğidir. Bu nedenle, davanın sonunda haklı çıksalar bile, bu tespit sürecinin masraflarına, davayı açan ve bu tespitten hukuki yarar sağlayan davacı-mirasçıların katlanması hakkaniyete daha uygundur. Bu yorum, 'davada haksız çıkan tarafın yargılama giderlerini ödeyeceği' (HMK m. 326) genel kuralına, davanın özel niteliği gereği getirilmiş bir istisna niteliğindedir.