İştirak nafakası miktarının belirlenmesinde mahkemenin dikkate aldığı temel kriterler nelerdir? (TMK m. 182/2). 'Çocuğun üstün yararı' ilkesi bu süreçte nasıl bir rol oynar? Bir ebeveynin gelirinde sonradan meydana gelen 'belirgin bir artışın', iştirak nafakasının artırılması davası için bir gerekçe olup olmayacağını, çocuğun yaşam standartlarını koruma amacı çerçevesinde tartışınız.
TMK m. 182/2 ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre mahkeme, iştirak nafakası miktarını belirlerken şu temel kriterleri dikkate alır: 1) Çocuğun İhtiyaçları: Çocuğun yaşı, eğitim durumu (okul, kurs vb.), sağlık giderleri, sosyal ve kültürel faaliyetleri gibi somut ihtiyaçları. 2) Ebeveynlerin Ekonomik Durumu: Velayeti almayan ebeveynin (nafaka yükümlüsü) gelir ve malvarlığı ile velayeti alan ebeveynin mali gücü. Kanun, her iki ebeveynin de 'güçleri oranında' giderlere katılmasını öngörür. 3) Yaşam Standartları: Boşanma öncesi çocuğun alıştığı yaşam standartlarının, boşanma sonrasında da mümkün olduğunca korunması hedeflenir. Bu süreçte temel ilke 'çocuğun üstün yararı'dır. Mahkeme, tüm bu kriterleri değerlendirirken nihai olarak çocuğun maddi ve manevi gelişimine en iyi hizmet edecek kararı vermekle yükümlüdür. Nafaka yükümlüsü ebeveynin gelirinde sonradan meydana gelen belirgin bir artış, tek başına nafaka artırım davası için yeterli bir gerekçedir. Çünkü iştirak nafakasının amacı sadece çocuğun asgari ihtiyaçlarını karşılamak değil, aynı zamanda anne ve babasının mali imkanları oranında refahından pay almasını sağlamaktır. Ebeveynin yaşam standardı yükseldiğinde, çocuğun da bu refah artışından faydalanması 'çocuğun üstün yararı' ve 'hakkaniyet' ilkelerinin bir gereğidir. Bu nedenle, velayeti alan taraf, diğer ebeveynin gelirindeki artışa dayanarak, çocuğun yaşam standartlarının yükseltilmesi amacıyla nafaka artırım davası açabilir.