TCK m. 112'de düzenlenen 'eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi' suçunun, 6529 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi ve sonrası kapsamını karşılaştırınız. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/1134 K. sayılı kararında, sanığın yeğenlerini 'okula giderseniz sizi öldürürüm' diyerek tehdit etmesi fiilinin, değişiklikten önceki kanun metnine göre neden eğitim ve öğretimin engellenmesi suçu değil de, tehdit suçu olarak nitelendirildiğini açıklayınız. Aynı fiil, bugünkü kanun metnine göre nasıl değerlendirilirdi?
TCK m. 112'nin 6529 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki halinde, sadece 'Devletçe kurulan veya kamu makamlarının iznine tabi olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine engel olunması' suç olarak tanımlanmıştı. Yargıtay, bu hükmü dar yorumlayarak, suçun oluşması için genel ve kolektif nitelikteki eğitim-öğretim faaliyetinin (örneğin bir okulun veya dersin işleyişinin) engellenmesi gerektiğini kabul ediyordu. Yargıtay 4. CD'nin 2016/1134 K. sayılı kararında, sanığın fiili, belirli kişilerin (yeğenlerinin) okula gitmesini engellemeye yönelik 'bireysel' bir eylem olduğu için, genel eğitim faaliyetini engelleme kapsamına girmediği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle eylem, o tarihteki TCK m. 112'yi değil, sadece TCK m. 106'daki tehdit suçunu oluşturur denilmiştir. Ancak 13.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6529 sayılı Kanunla TCK m. 112'ye '(b) Kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına' engel olunması bendi eklenmiştir. Bu değişiklikle birlikte, artık sadece genel eğitim faaliyetlerini değil, tek bir kişinin bireysel olarak eğitim hakkını kullanmasının engellenmesi de açıkça suç olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, Yargıtay kararındaki aynı fiil (yeğenleri okula gitmemeleri için tehdit etmek) bugün işlenseydi, TCK m. 106'daki tehdit suçuyla birlikte, TCK m. 112/1-b'de düzenlenen 'kişinin eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi' suçunu da oluşturacak ve cezanın belirlenmesinde fikri içtima kuralları (TCK m. 44) uygulanacaktı. Eylem, daha özel bir norm olan TCK m. 112 ile cezalandırılacaktı.