TCK m. 223'te düzenlenen 'ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması' suçunun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketler nelerdir? Bu suçun kara, deniz/demiryolu ve hava ulaşım araçları için farklı fıkralarda düzenlenerek cezasının kademelendirilmesinin sebebi ne olabilir? Suçun işlenmesi sırasında 'kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi' durumunda neden ayrıca bu suçtan da (TCK m. 109) cezaya hükmolunduğunu (TCK m. 223/4), 'bileşik suç' ve 'özel içtima' kuralları çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184659

TCK m. 223'ün maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketler, 'cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla' şunları yapmaktır: 1) Ulaşım aracının hareket etmesini engellemek. 2) Hareket halindeki aracı durdurmak. 3) Aracı gitmekte olduğu yerden başka bir yere götürmek (kaçırmak). Suçun konusunu oluşturan aracın türüne göre cezanın kademelendirilmesinin (kara aracı için 1-3 yıl, deniz/demiryolu için 2-5 yıl, hava aracı için 5-10 yıl) temel sebebi, fiilin yarattığı tehlikenin ve potansiyel zararın büyüklüğüdür. Bir uçağın kaçırılması, bir otobüsün veya trenin kaçırılmasından çok daha fazla sayıda insanın hayatını tehlikeye atan, daha büyük bir kaos ve panik yaratan ve uluslararası güvenlik sorunlarına yol açabilen bir eylemdir. Kanun koyucu, korunan hukuki yarara verilen zararın veya tehlikenin ağırlığına göre orantılı bir cezalandırma yapmıştır. TCK m. 223/4'teki düzenleme özel bir içtima kuralıdır. Normalde, bir suçun işlenmesi için zorunlu olarak başka bir suç işleniyorsa, faile sadece daha ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir (bileşik suç, TCK m. 42). Ancak TCK m. 223, ulaşım aracını kaçırma suçunun, kişilerin hürriyetini kısıtlamadan da işlenebileceğini varsayar (örneğin, boş bir otobüsü tehditle kaçırmak). Kanun koyucu, bu suç işlenirken aynı zamanda içindeki insanların (yolcular, mürettebat) hürriyetinin de kısıtlanması halinde, bu eylemin yarattığı ek haksızlığı cezasız bırakmamak istemiştir. Bu nedenle, özel bir düzenleme ile 'ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da (TCK m. 109) cezaya hükmolunur' diyerek gerçek içtima kuralının uygulanmasını emretmiştir.