CMK m. 304/2'ye 7165 sayılı Kanunla eklenen (a) ve (b) bentlerinin, Yargıtay'ın bozma kararı sonrası dosyanın gönderileceği merci kuralında getirdiği değişikliği, istinaf mahkemesinin 'esastan ret' kararı vermesi durumunu merkeze alarak açıklayınız. Bu değişikliğin 'usul ekonomisi' ilkesi açısından pratik faydası ne olabilir?
7165 sayılı Kanun öncesinde, Yargıtay bir hükmü bozduğunda, dosya kural olarak yeniden incelenmek üzere hükmü veren 'bölge adliye mahkemesine' gönderiliyordu (eski CMK m. 304/2). Ancak 2019'da yapılan değişiklikle bu kurala önemli istisnalar getirildi. CMK m. 304/2-a'ya göre, eğer Yargıtay'ın bozduğu karar, bölge adliye mahkemesinin 'istinaf başvurusunun esastan reddi' kararı ise, dosya artık bölge adliye mahkemesine değil, doğrudan 'kararı veren ilk derece mahkemesine' gönderilir. 'İstinaf başvurusunun esastan reddi' kararı (CMK m. 280/1-a), bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulmadığı ve kararı onadığı anlamına gelir. Bu durumda Yargıtay, aslında ilk derece mahkemesinin kararındaki bir hukuka aykırılığı tespit etmiş olur. Dosyanın tekrar istinafa gönderilmesi, istinafın da dosyayı muhtemelen ilk derece mahkemesine gönderecek olması nedeniyle gereksiz bir ara aşama yaratmaktaydı. Yeni düzenlemenin pratik faydası, 'usul ekonomisi' ilkesine hizmet etmesidir. Bozma sonrası yargılamanın doğrudan ilk derece mahkemesinde başlamasını sağlayarak, dosyanın bölge adliye mahkemesi ile ilk derece mahkemesi arasında gidip gelmesini önlemekte ve yargılama sürecini hızlandırmaktadır.