HMK m. 275'e göre bir bilirkişinin, kendisine tevdi edilen görevle ilgili olarak mahkemeye 'haber verme yükümlülüğünün' kapsamı nedir? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/1822 K. sayılı kararında, orman yangınından kaynaklanan tazminat davasında, sadece orman yüksek mühendisi ve hukukçudan oluşan bilirkişi heyetinin raporunun neden 'hüküm kurmaya elverişli' bulunmadığını ve mahkemenin ne yapması gerektiğini açıklayınız. Bu karar, bilirkişinin uzmanlık alanının davanın çözümüyle doğrudan ilgili olması gerekliliği hakkında ne gibi bir ilke ortaya koymaktadır?
HMK m. 275, bilirkişiye üç temel konuda, görevi aldıktan sonra bir hafta içinde mahkemeyi bilgilendirme yükümlülüğü getirir: 1) Görevin Uzmanlık Alanına Girmemesi: Bilirkişi, konunun kendi uzmanlık alanına girmediğini düşünüyorsa bunu bildirmelidir. 2) İşbirliği İhtiyacı: Görevi yapabilmek için başka bir uzmanlık alanından bir bilirkişi ile işbirliği yapması gerektiğini düşünüyorsa bunu talep etmelidir. 3) Haklı Mazeret: Görevi kabulden kaçınmasını gerektiren haklı bir mazereti (örn: hastalık, yoğunluk) varsa bunu bildirmelidir. Ayrıca, inceleme için ek belge veya bilgiye ihtiyaç duyuyorsa bunu da mahkemeden istemelidir. Yargıtay 3. HD'nin 2015/1822 K. sayılı kararında, elektrik dağıtım hattından kaynaklandığı iddia edilen bir orman yangını davasında, sadece orman mühendisi ve hukukçudan oluşan heyetin raporu yetersiz bulunmuştur. Çünkü uyuşmazlığın çözümü, yangının elektrik hattından kaynaklanıp kaynaklanmadığı gibi 'özel ve teknik bir bilgiyi' gerektirmektedir. Bu teknik tespiti yapacak uzman ise bir 'elektrik mühendisi'dir. Orman mühendisi zararın miktarını, hukukçu ise hukuki sorumluluğu değerlendirebilir, ancak kusurun kaynağını teknik olarak tespit edemez. Bu karar, bilirkişilik kurumunun temel bir ilkesini ortaya koymaktadır: Mahkeme, 'çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren' konuda, tam olarak o özel ve teknik bilgiye sahip bir uzmanı bilirkişi olarak atamalıdır. Uyuşmazlık birden fazla uzmanlık alanını ilgilendiriyorsa (hem elektrik hem orman), o alanlardan uzmanların yer aldığı karma bir heyet oluşturulmalıdır. Aksi halde, yetersiz uzmanlıkla hazırlanan rapor, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte olmaz.