Depremde yıkılan bir binanın müteahhidinin cezai sorumluluğu tartışılırken, 'olası kast' ile 'bilinçli taksir' arasındaki ayrım neden kritik bir önem taşımaktadır? Bir müteahhidin, projeye ve yönetmeliklere aykırı, eksik malzeme kullanarak bina inşa etmesi durumunda, meydana gelen ölüm neticeleri açısından sorumluluğunun 'olası kast' (TCK m. 21/2) olarak nitelendirilmesi için hangi zihinsel süreçlerin ispatlanması gerekir? Yargıtay'ın 'failin, neticenin gerçekleşme ihtimali karşısında hareketinden vazgeçmemesi' kriterini bu somut olaya uygulayarak analiz ediniz.
Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrım, verilecek cezanın niteliği ve ağırlığı açısından kritik öneme sahiptir. Bilinçli taksirle ölüme neden olma (TCK m. 85) suçunda temel ceza 2 ila 6 yıl iken, olası kastla öldürme (TCK m. 81, 21/2) suçunda ceza 20 ila 25 yıl arasında belirlenir. Bu ayrımın temelinde failin neticeye yönelik iradesi yatar. Bilinçli taksirde fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, 'neticeyi istemez' ve tecrübesine, şansına veya başka bir etkene güvenerek 'netice gerçekleşmez' düşüncesiyle hareket eder. Olası kastta ise fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür ve bu neticenin gerçekleşmesini 'kabullenir', 'göze alır' veya 'olursa olsun' diyerek eylemine devam eder. Bir müteahhidin sorumluluğunun olası kast olarak nitelendirilebilmesi için, savcılığın şunu ispatlaması gerekir: Müteahhit, kullandığı eksik veya kalitesiz malzemenin veya yaptığı projesel hataların, olası bir depremde binanın yıkılmasına ve insanların ölümüne yol açabileceğini öngörmüş ve bu sonuca kayıtsız kalarak, 'deprem olursa bina yıkılırsa yıkılsın, insanlar ölürse ölsün, ben maliyetimi düşüreyim/karımı artırayım' diyerek bu riski kabullenmiştir. Yargıtay'ın kriteri olan 'neticenin gerçekleşme ihtimali karşısında hareketinden vazgeçmemesi' bu duruma işaret eder. Eğer müteahhidin, 'bu hataların ölüme yol açacağını bilseydim kesinlikle yapmazdım' denilebiliyorsa bilinçli taksir, 'buna rağmen umursamadı ve devam etti' denilebiliyorsa olası kast söz konusu olur. Bu ayrım, her somut olayda delillerin (proje, malzeme analiz raporları, tanık beyanları vb.) titizlikle değerlendirilmesiyle yapılabilir.