Bir kişinin halka açık bir alanda (park, sokak vb.) izinsiz olarak fotoğrafını çekmek fiilinin, TCK m. 134 'Özel Hayatın Gizliliğini İhlal' suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini, Yargıtay'ın 'özel hayat' kavramına getirdiği geniş yorum çerçevesinde tartışınız. Bu fiilin, görüntünün 'kayda alınması' suretiyle işlenmesinin cezayı nasıl etkilediğini ve çekilen bu fotoğrafın sosyal medyada paylaşılmasının hangi ek suçu veya nitelikli hali oluşturabileceğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184646

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre 'özel hayat', sadece kişinin konutu gibi kapalı ve gizli alanlardaki yaşamından ibaret değildir. Kişinin, kamuya açık alanlarda bulunsa dahi, 'başkalarının bilmesini ve görmesini istemediği, sürekli denetim ve gözetim altında olma beklentisi içinde olmadığı' faaliyetleri de özel hayatının bir parçasıdır. Bu nedenle, bir kişinin parkta otururken veya sokakta yürürken, onun bilgisi ve rızası dışında fotoğrafının çekilmesi, bu geniş yorum kapsamında TCK m. 134'teki 'Özel Hayatın Gizliliğini İhlal' suçunu oluşturur. Suçun temel cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Ancak TCK m. 134/1, 2. cümle uyarınca, bu gizliliğin 'görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle' ihlal edilmesi, yani fotoğraf çekilmesi veya video kaydı yapılması durumunda ceza bir kat artırılır. Dolayısıyla izinsiz fotoğraf çekmenin cezası 2 yıldan 6 yıla kadar (temel ceza üzerinden artırım) hapis olacaktır. Çekilen bu fotoğrafın, kişinin rızası olmaksızın sosyal medyada ifşa edilmesi (paylaşılması) ise TCK m. 134/2'de düzenlenen suçun nitelikli halini oluşturur ve fail hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Ayrıca bu eylem, duruma göre TCK m. 136'daki 'Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme' suçunu da oluşturabilir ve fikri içtima kuralları (TCK m. 44) gündeme gelebilir.