HMK m. 389'a göre ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin koşullarını açıklayınız. İhtiyati tedbir talebinde bulunan tarafın 'yaklaşık ispat' kuralı çerçevesinde neyi ispatlaması gerektiğini ve mahkemenin ihtiyati tedbir kararına karşılık talep edeceği 'teminatın' hukuki işlevini izah ediniz. Dava açılmadan önce alınan bir ihtiyati tedbir kararının hukuki varlığını sürdürebilmesi için davacının hangi süre içinde ne yapması gerektiğini belirtiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184639

HMK m. 389'a göre, bir davada ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için iki temel koşulun birlikte bulunması gerekir: 1) Haklılık (Yaklaşık İspat): Tedbir isteyen taraf, davanın esası yönünden haklılığını 'yaklaşık olarak' ispat etmelidir. Bu, tam ispat veya kesin delil anlamına gelmez; hakimin, iddianın ciddiyetine ve haklılığına dair bir ön kanaat edinmesi yeterlidir. 2) Tedbir Sebebi: Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin 'önemli ölçüde zorlaşacağı' veya 'tamamen imkansız hale geleceği' ya da gecikme sebebiyle 'bir sakıncanın' veya 'ciddi bir zararın' doğacağından endişe edilmesi gerekir. Teminatın (HMK m. 392) hukuki işlevi, haksız çıkması durumunda tedbir talep edenin, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu tedbir nedeniyle uğrayacağı muhtemel zararları karşılamaktır. Bu, ihtiyati tedbirin kötüye kullanılmasını önleyen bir güvencedir. Dava açılmadan önce alınan bir ihtiyati tedbir kararı kalıcı değildir. Tedbiri talep eden taraf, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren 'iki hafta' içinde esas hakkındaki davasını açmak zorundadır (HMK m. 397/1). Aksi halde, ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar.