Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru kapsamında 'mülkiyet hakkı' ihlali iddiasının temel dayanakları nelerdir? Anayasa'nın 35. maddesi ve AİHS Ek-1 Protokol 1. madde çerçevesinde mülkiyet hakkına yapılacak bir müdahalenin taşıması gereken üç temel meşruiyet koşulunu (kanunilik, meşru amaç, ölçülülük) açıklayınız. Metinden örnekler vererek, 'alacağın geç ödenmesi' ve 'idarenin eylemleri' nedeniyle mülkiyet hakkının nasıl ihlal edilebileceğini tartışınız.
Mülkiyet hakkı ihlali iddiası, Anayasa'nın 35. maddesi ve AİHS Ek-1 Protokol 1. maddesine dayanır. Bu hak, kişinin mevcut mal, mülk ve varlıkları ile icrası mümkün alacaklar gibi ekonomik değerleri kapsar. Anayasa Mahkemesi'ne göre mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin meşru sayılabilmesi için üç koşulun bir arada bulunması gerekir: 1) Kanunilik: Müdahalenin mutlaka bir kanuna dayanması gerekir. Bu kanun, açık, belirli ve öngörülebilir olmalıdır (AYM, Mehmet Arif Madenci kararı). 2) Meşru Amaç: Müdahalenin 'kamu yararı' gibi meşru bir amaç taşıması gerekir (AYM, Nusrat Külah kararı). 3) Ölçülülük: Müdahalenin, ulaşılmak istenen amaçla orantılı olması, yani elverişlilik, gereklilik ve orantılılık (adil denge) alt ilkelerine uygun olması gerekir. Bireye aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir (AYM, Arif GÜVEN kararı). Metindeki örneklere göre mülkiyet hakkı şu şekillerde ihlal edilebilir: a) Alacağın Geç Ödenmesi: Özellikle kamu borçlarının ödenmesindeki gecikmeler nedeniyle paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi ve yasal faizin bu kaybı karşılamaması, alacaklı üzerinde orantısız bir yük oluşturur ve mülkiyet hakkını ihlal eder (AYM, Ano İnşaat Ltd Şti kararı). b) İdarenin Eylemleri: İdarenin hukuka uygun eylemleri dahi, bir kişiye özel ve olağan dışı bir zarar veriyorsa, 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi gereği bu zararın tazmin edilmesi gerekir. Örneğin, güvenlik nedeniyle bir caddenin trafiğe kapatılması sonucu esnafın kira gelirlerinin düşmesi, mülkiyet hakkına bir müdahaledir ve zarar tazmin edilmezse ihlale dönüşebilir (AYM, Recep Tarhan ve Afife Tarhan kararı).