5275 sayılı Kanun Geçici m.9/5 uyarınca, yasal şartları oluşmadığı halde idari bir hata (sehven) sonucu Covid iznine gönderilen bir hükümlünün dışarıda geçirdiği sürelerin infazdan sayılıp sayılmayacağı meselesini, 'infazda kazanılmış hak olmaması' ilkesi ile 'hukuk devleti', 'öngörülebilirlik' ve 'hükümlü lehine yorum' ilkeleri arasındaki gerilim ekseninde analiz ediniz. Metinde sunulan iki zıt görüşü ve yazarın benimsediği görüşü desteklemek için kullandığı denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme örneklerini kritik ederek kendi kanaatinizi gerekçelendirin.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184628

Bu hukuki sorun, iki temel ilkenin çatışmasından doğmaktadır. Birinci görüşe göre, idarenin hatasından kaynaklanan bir durumda hükümlünün kusuru bulunmadığından, dışarıda geçirilen sürelerin infazdan sayılması 'hukuk devleti', 'öngörülebilirlik', 'hukuk güvenliği' ve 'hükümlü lehine yorum' ilkelerinin bir gereğidir. Aksi takdirde, hükümlünün cezası idari bir hata nedeniyle ağırlaştırılmış olur. Diğer görüş ise, İnfaz Hukukunda 'kazanılmış hak' kavramının bulunmadığını savunur. Bu görüşe göre, nasıl ki hatalı hesaplama sonucu erken tahliye edilen bir hükümlü eksik infazı tamamlamak üzere geri çağrılabiliyorsa, hatalı izin de bir hak doğurmaz ve bu süreler infazdan sayılamaz. Yazar bu ikinci görüşü benimsemekte ve mükerrir olmasına rağmen 1/2 oranla koşullu salıverilen veya denetimli serbestliğe erken ayrılan hükümlü örnekleriyle tezini desteklemektedir. Doktora seviyesinde bir eleştiri, yazarın 'Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz' (TCK m.4) ilkesini hükümlünün 'kusursuz sayılamayacağı' argümanı için kullanmasının, idarenin pozitif yükümlülükleri ve 'hukuk devleti' ilkesi karşısında ne derece geçerli olduğunu sorgulayabilir. Zira izin kararı, hükümlünün talebi olmaksızın idare tarafından tek taraflı olarak tesis edilen bir işlemdir. Bu durumda, idarenin ağır kusurunun sonuçlarının tamamen hükümlüye yüklenmesinin, Anayasa'nın 2. maddesinde tanımlanan hukuk devleti ilkesiyle ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıyla ne ölçüde bağdaştığı tartışılmalıdır.