Tüketici kredisinde borçlunun temerrüde düşmesi üzerine, bankanın hem icra kanalıyla maaşının dörtte birini haczettirmesi hem de aynı zamanda sözleşmedeki mahsup yetkisine dayanarak maaş hesabına yatan kalan paraya bloke koyması veya virman yapması hukuken mümkün müdür? Metindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının bu konudaki yaklaşımı nedir?
Hayır, hukuken mümkün değildir. Metinde detaylıca incelenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı (E. 2017/672, K. 2020/840), bankanın bu şekilde çifte tahsilat yolu kullanmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Kararın temel mantığı şudur: 1) Tercih Hakkının Kullanılması: Banka, alacağını tahsil etmek için ya sözleşmesel haklarını (geçerli olduğu ölçüde) kullanacak ya da yasal takip yollarına (icra) başvuracaktır. Banka, alacağının tamamını muaccel hale getirip 'icra takibi' yolunu seçtiğinde, artık bu yolun kurallarına tabi olur. 2) İcra Hukukunun Kurallarına Tabi Olma: İcra takibi yolunu seçen banka, borçlunun maaşını ancak İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 83. maddesi çerçevesinde haczettirebilir. Bu madde, borçlu ve ailesinin geçimi için maaşın en az dörtte üçünün kendisine bırakılmasını, en fazla dörtte birinin haczedilebileceğini emreder. Banka, icra dairesi kanalıyla bu yasal kesintiyi zaten yaptırmaktadır. 3) Hukuka Aykırı İkinci Müdahale: İcra kesintisi yapıldıktan sonra borçlunun hesabına yatan ve kanunen kendisine bırakılması zorunlu olan kalan maaş (en az 3/4'lük kısım), borçlunun 'haczedilemez' malvarlığı niteliğindedir. Bankanın, bu haczedilemez kısma, sözleşmedeki geçersiz sayılan (İİK m. 83/a gereği) bir mahsup yetkisine dayanarak bloke koyması veya buradan kendi sorunlu kredi hesabına virman yapması, İİK'nın emredici hükmünü dolanmak anlamına gelir. Yargıtay, bankanın bu ikinci müdahalesini 'haksız ve hukuka aykırı' bulmuş ve bu şekilde kesilen paraların tüketiciye iade edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Banka, tek bir alacak için iki farklı ve birbiriyle çelişen tahsilat yöntemi kullanamaz.