5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan 'sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması' şartı, hakimin takdir yetkisini nasıl etkiler ve bu kanaat hangi objektif ve sübjektif unsurlara dayandırılır?
Bu şart, cezanın ertelenmesi kurumunun en sübjektif ve hakimin takdir yetkisinin en geniş olduğu unsurudur. Erteleme, otomatik bir hak değil, mahkemenin sanığın kişiliğine ve gelecekteki davranışlarına dair yapacağı bir öngörüye dayanan bir bireyselleştirme kurumudur. Bu kanaatin oluşumunda hakim, hem objektif hem de sübjektif unsurları bir arada değerlendirir. Objektif Unsurlar: 1) Sanığın Geçmişi (Sabıka Durumu): Metinde de vurgulandığı gibi, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması (sabıkasızlığı), bu olumlu kanaatin oluşmasında en önemli objektif veridir. 2) Suçun İşleniş Biçimi: Suçun planlı, organize ve profesyonel bir şekilde mi, yoksa anlık bir öfke veya ihmal sonucu mu işlendiği, kanaati etkiler. Sübjektif Unsurlar: 1) Sanığın Yargılama Sürecindeki Davranışları: Sanığın duruşmalardaki tutumu, gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olup olmaması, pişmanlık gösterip göstermemesi gibi hususlar dikkate alınır. 2) Sanığın Kişiliği ve Sosyal Durumu: Sanığın yaşı, ailevi durumu, mesleği, eğitim seviyesi gibi sosyal ve kişisel özellikleri, onun yeniden topluma entegre olup olamayacağı ve suçtan uzak durma potansiyeli hakkında hakime bir fikir verir. 3) Fiilden Sonraki Pişmanlığı: Sanığın, suçun neden olduğu zararı gidermeye çalışması, mağdurdan özür dilemesi gibi davranışlar, samimi bir pişmanlığın göstergesi olarak kabul edilir. Hakim, bu unsurları bir bütün olarak değerlendirerek, sanığa bir şans daha verilmesinin (cezanın ertelenmesinin), onu cezaevine göndermekten daha yararlı ve ıslah edici olacağı yönünde bir vicdani kanaate ulaşırsa erteleme kararı verir. Bu kanaate ulaşamazsa, diğer objektif şartlar (ceza süresi, sabıkasızlık) sağlansa bile erteleme kararı vermek zorunda değildir.