6352 sayılı Yasa ile CMK'nın 324/4. maddesine eklenen, belirli bir miktarın altındaki yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılması kuralı, henüz kesinleşmemiş bir hükümde neden doğrudan uygulanamayabilir? Metindeki Yargıtay kararının bu konudaki mantığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184614

Bu kuralın henüz kesinleşmemiş bir hükümde doğrudan uygulanamamasının temel nedeni, yargılama giderlerinin nihai toplamının o aşamada henüz belli olmamasıdır. Metindeki Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararı (2015/5014 E.), bu durumu net bir şekilde açıklamaktadır. Kararın mantığı şöyledir: CMK m. 324/4, 6183 sayılı Kanun'un 106. maddesindeki terkin sınırından (yıllara göre değişen küçük bir meblağ) az olan yargılama giderlerinin Devlet Hazinesine yüklenmesini öngörür. İlk derece mahkemesi karar verdiğinde, o ana kadar yapılmış olan masraflar (tebligat, posta vb.) bu sınırın altında kalabilir. Ancak, verilen hüküm kesin değildir ve tarafların kanun yoluna (istinaf/temyiz) başvurma hakkı vardır. CMK m. 330'a göre, kanun yoluna başvuran taraf haksız çıkarsa, bu başvuru nedeniyle oluşan masraflar da kendisine yüklenecektir. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesi karar verirken, ileride kanun yolu masraflarının eklenmesiyle toplam yargılama giderinin terkin sınırını aşma ihtimali bulunmaktadır. Yargıtay, bu nedenle 'bu aşamada henüz yargılama giderlerinin miktarının tam olarak belirlenmediğini' ve 'infaz aşamasında da bu hususun gözetilebileceğini' belirterek, ilk derece mahkemesinin bu kuralı henüz uygulamamış olmasını bir bozma nedeni olarak görmemiştir. Yani, terkin işleminin yapılıp yapılmayacağına ilişkin nihai karar, tüm yargılama süreci bittikten ve toplam masraf kesinleştikten sonra, infaz aşamasında verilecek bir karardır.