Yurt dışına firar suçunu (AsCK m. 67) düzenleyen maddenin (A) bendinin, 'izinli olsa dahi' ifadesini içerirken Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ve sonrasında KHK ile 'izinli olduğu durumlar hariç' şeklinde değiştirilmesinin altında yatan hukuki sorun nedir? Bu değişiklik 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi açısından neden önemlidir?
Bu değişikliklerin altında yatan temel hukuki sorun, 'belirlilik' ve 'ölçülülük' ilkeleri ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen eski düzenleme ('Herhangi bir nedenle izinli olsa dahi, yabancı ülkeye gitme müsaadesi bulunmaksızın ülke sınırları dışında üç günü geçirenler'), hukuki bir çelişki ve orantısızlık yaratıyordu. Bir askeri personelin, amirinden usulüne uygun yurt içi izni alıp, bu izin süresi içinde yurt dışına çıkması halinde (yurt dışı çıkış izni olmasa bile), bu eylem sırf yurt dışında bulunması nedeniyle ağır bir suç olan 'yurt dışına firar' suçu kapsamında değerlendiriliyordu. Bu durum, kişinin 'firar' veya 'birlikten kaçma' gibi bir kastı olmamasına rağmen, sadece şekli bir usule uymadığı için çok ağır bir yaptırımla karşılaşmasına neden oluyordu. Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemeyi, eylem ile yaptırım arasında adil bir denge kurmadığı ve hukuki güvenlik ilkesini zedelediği gerekçesiyle Anayasa'nın 2. maddesindeki 'hukuk devleti' ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir. Sonrasında yapılan ve 'izinli olduğu durumlar hariç' ifadesini ekleyen KHK değişikliği, bu sorunu çözmüştür. Artık, geçerli bir izni olan bir personelin, bu iznini yurt dışında geçirmesi (yurt dışı çıkış prosedürlerine uymaması ayrı bir disiplin suçu oluştursa da) tek başına 'yurt dışına firar' suçunu oluşturmamaktadır. Bu değişiklik, 'suçta ve cezada kanunilik' (TCK m. 2) ilkesinin bir gereği olan 'belirlilik' (lex certa) ilkesini sağlamıştır. Suçun unsurları daha net ve öngörülebilir hale getirilmiş, masum bir eylemin orantısız bir şekilde cezalandırılmasının önüne geçilmiştir.