İştirak nafakasının 'arabuluculuğa elverişli olmaması'nın hukuki sebebi nedir? Bu durumun, yoksulluk nafakası gibi diğer nafaka türlerinin arabuluculuğa elverişliliği ile bir farkı var mıdır?
Metnin 'Sıkça Sorulan Sorular' bölümünde, iştirak nafakasının arabuluculuğa elverişli olmadığı belirtilmiştir. Bunun temel hukuki sebebi, iştirak nafakasının 'kamu düzeni' ile ilgili olması ve tarafların (anne ve babanın) üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir hak olmamasıdır. İştirak nafakasının lehtarı çocuktur ve bu nafaka, çocuğun Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bakım, eğitim ve sağlık gibi temel haklarının karşılanmasına hizmet eder. Çocuğun bu 'üstün yararı', anne ve babanın anlaşarak vazgeçebileceği veya azaltabileceği bir konu olarak görülmez. Bu nedenle, iştirak nafakasının miktarı ve koşulları, kamu adına denetim yapan bir makam olan 'mahkeme' tarafından, çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin mali durumu gözetilerek belirlenmelidir. Tarafların arabuluculuk yoluyla, çocuğun yararına olmayan bir miktarda anlaşmaları, kamu düzeni ve çocuğun üstün yararı ilkesine aykırı kabul edilir. Bu durum, yoksulluk nafakası gibi diğer nafaka türlerinden farklılık arz eder. Boşanma sürecindeki yoksulluk nafakası, mal rejimi, tazminat gibi konular, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği, özel hukuka ilişkin taleplerdir. Bu nedenle, 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, bu tür talepler 'dava şartı arabuluculuk' kapsamına alınmıştır. Ancak aile içi şiddet iddiaları ve iştirak nafakası gibi kamu düzenini ilgilendiren konular bu kapsamın dışında tutulmuştur.