Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, kovuşturma aşamasında mahkemeye 're'sen araştırma' yetkisi tanımamasının, 'maddi hakikate ulaşma' ilkesi ile olan ilişkisini, hakimin 'tarafsızlığı' ilkesi bağlamında kritik bir şekilde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184603

Ceza muhakemesinin iki temel amacı olan 'maddi hakikate ulaşma' ve 'adil yargılanma hakkını sağlama' arasında zaman zaman bir gerilim olabilir. Mahkemeye re'sen araştırma yetkisi tanınmaması, bu gerilimin kanun koyucu tarafından 'hakimin tarafsızlığı' ve dolayısıyla 'adil yargılanma hakkı' lehine çözüldüğünü gösteren bir tercihtir. Değerlendirme şöyledir: Maddi Hakikat Perspektifi: Bu açıdan bakıldığında, mahkemenin re'sen delil toplamasının yasaklanması, maddi gerçeğe ulaşmayı zorlaştırabilir. Tarafların (özellikle yeterli imkanlara sahip olmayan sanığın veya yeterli araştırmayı yapmamış savcının) sunmadığı veya göremediği, ancak davanın çözümü için kritik olan bir delil, mahkeme tarafından fark edilse bile dosyaya kazandırılamayabilir. Metinde yazarın bu usulü 'maddi hakikate ve adalete ulaşmada hatalı sonuçların doğmasına... yol açabilir' şeklindeki eleştirisi bu perspektifi yansıtır. Hakimin Tarafsızlığı (Adil Yargılanma) Perspektifi: Bu açıdan ise, re'sen araştırma yapan bir hakim, 'hakem' rolünden çıkarak 'taraflardan biri' gibi algılanma riski taşır. Özellikle savcılığın eksik bıraktığı aleyhe delilleri tamamlamaya çalışan bir hakim, sanık nezdinde tarafsızlığını yitirir. Bu durum, 'silahların eşitliği' ilkesini bozar ve yargılamanın adilliğine gölge düşürür. Kanun koyucu, 5271 sayılı CMK ile 'itham' sistemini benimseyerek, iddia ve ispat külfetini savcılığa, savunma hakkını sanığa vermiş, mahkemeyi ise bu iki tarafın sunduğu delilleri tarafsızca değerlendirecek bir hakem olarak konumlandırmıştır. Re'sen araştırma yasağı, bu konumlandırmanın temel bir gereğidir. Sonuç olarak, kanun koyucu, maddi hakikate ulaşma idealinin, ancak ve ancak adil yargılanma ilkeleri (özellikle hakimin tarafsızlığı) feda edilmeden gerçekleştirilebileceğini kabul etmiştir. Bu bir eksiklik değil, bilinçli bir hukuki tercihtir.