Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda (TCK m. 220), TCK m. 221'de düzenlenen 'etkin pişmanlık' hükümlerinden, suç örgütü kurucusunun/yöneticisinin yararlanabilmesi ile üyesinin yararlanabilmesi arasında ne gibi farklar vardır?
TCK m. 221'deki etkin pişmanlık hükümleri, failin örgüt içindeki konumuna (kurucu/yönetici veya üye) ve pişmanlığını gösterdiği aşamaya (yakalanmadan önce veya sonra) göre farklılaşan, kademeli bir indirim ve cezasızlık sistemi öngörür. Farklar şunlardır: 1) Kurucu veya Yöneticinin Cezasızlık Hali (TCK m. 221/2): Örgütü kuran veya yöneten bir kişinin, suç işlenmesi için herhangi bir faaliyette bulunulmadan önce örgütü 'dağıtması' veya 'verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlaması' halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. Burada kilit unsur, henüz bir suç faaliyeti başlamadan örgütün varlığına son vermektir. 2) Üyenin Cezasızlık Hali (TCK m. 221/2): Örgüt üyesinin, herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrılarak teslim olması ve 'örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenecek suçlarla ilgili bilgi vermesi' halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. Burada da üyenin henüz bir suça karışmamış olması ve kendi iradesiyle teslim olması esastır. 3) Yakalandıktan Sonra Pişmanlık (İndirim Sebebi - TCK m. 221/3 ve 221/4): Hem kurucu/yönetici hem de üye, yakalandıktan sonra etkin pişmanlık gösterebilir. Bu durumda cezasızlık değil, ceza indirimi söz konusu olur. Yakalanan örgüt üyesinin, 'örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi' halinde, verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Yakalanan kurucu veya yöneticinin, 'örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlayacak nitelikte bilgi vermesi' halinde de yine aynı oranda indirim uygulanır. Görüldüğü gibi, kanun, yakalanmadan önce ve suç işlenmeden gösterilen pişmanlığı tam cezasızlıkla ödüllendirirken, yakalandıktan sonra verilen bilgileri önemli bir ceza indirimi sebebi olarak kabul etmektedir.