TCK m. 220'de tanımlanan suç örgütünün varlığı için aranan 'hiyerarşik ilişki' unsuru, örgütü 'suça iştirak'ten (TCK m. 37) ayıran temel kriter olarak nasıl bir rol oynar? Hiyerarşik yapının 'gevşek' olması bu nitelendirmeyi değiştirir mi?
Metinde ve Yargıtay içtihatlarında 'hiyerarşik ilişki', suç örgütünü (TCK m. 220) basit bir suça iştirak ilişkisinden (TCK m. 37) ayıran en temel ve vazgeçilmez unsurdur. Rolü ve niteliği şöyledir: 1) Ayırt Edici Rolü: Suça iştirakte, failler belirli bir suçu işlemek için bir araya gelirler ve aralarında genellikle eşitler arası bir işbirliği ve iş bölümü vardır. Eylem üzerinde ortak bir hakimiyet kurarlar. Hiyerarşik bir yapı, yani birinin diğerine emir ve talimat verme, diğerinin de bu emre uyma yükümlülüğü yoktur. Oysa suç örgütünde, üyeler arasında bir alt-üst ilişkisi, bir komuta zinciri bulunur. Örgüt lideri veya yöneticileri, örgütün genel stratejisini belirler, emirler verir ve üyeler bu emirlere, örgütün disiplini ve gücü altında uymak durumundadır. Bu yapı, örgütün bireylerden bağımsız, kendine özgü bir iradesi ve devamlılığı olduğunu gösterir. 2) Hiyerarşinin Niteliği: Metinde 'hiyerarşik yapının gevşek ya da katı olması arasında fark yoktur' denilerek önemli bir noktaya dikkat çekilmiştir. Yargıtay, hiyerarşinin askeri bir disiplin katılığında olmasının şart olmadığını kabul etmektedir. Üyeler arasında soyut da olsa bir emir-komuta ilişkisinin varlığı, kimin lider, kimin üye olduğunun belli olması, talimatların bir merkezden gelmesi gibi durumlar, 'gevşek' de olsa hiyerarşik yapının varlığı için yeterlidir. Dolayısıyla, bu unsurun yokluğunda TCK m. 220 uygulanamaz ve failler sadece iştirak ettikleri somut suçlardan sorumlu olurlar; varlığında ise hem işledikleri suçlardan hem de ayrıca örgüt suçundan sorumlu tutulurlar.