CMK m. 330/1'de yer alan, 'Kanun yollarına başvuran Cumhuriyet savcısı ise, sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet Hazinesine yükletilir.' hükmü, hangi durumlarda uygulanır ve bu hükmün temel mantığı nedir?
Bu hüküm, Cumhuriyet savcısının kanun yoluna 'sanık aleyhine' başvurduğu ve bu başvurusunun başarısız olduğu, yani reddedildiği veya sanık lehine sonuçlandığı durumlarda uygulanır. CMK m. 330/1'in ilk cümlesi, başvurusunda haksız çıkan tarafın giderleri ödeyeceğini kurala bağlar. Savcının aleyhe başvurusu da bir taraf işlemi olduğundan, bu başvurunun reddedilmesi halinde ortaya çıkan giderlerin (kanun yolu harçları, posta masrafları vb.) birine yükletilmesi gerekir. Hükmün temel mantığı, sanığı, kendi iradesi dışında ve kamu otoritesi tarafından başlatılan bir kanun yolu sürecinin mali yükünden korumaktır. Sanık, ilk derece mahkemesinde yargılanmış ve belki de beraat etmiştir. Cumhuriyet savcısı, bu kararı yerinde bulmayarak sanık aleyhine istinaf veya temyize gitmiştir. Eğer üst mahkeme, savcının bu başvurusunu reddederek ilk derece mahkemesi kararını onarsa, savcının başvurusunun 'haksız' olduğu tescillenmiş olur. Bu durumda, haksız bir kanun yolu başvurusu nedeniyle ortaya çıkan masrafların, bu süreçte hiçbir kusuru olmayan sanığa yükletilmesi adil olmaz. Bu nedenle kanun koyucu, bu giderlerin, kamu adına hareket eden ve haksız çıkan savcılık makamını temsilen Devlet Hazinesi tarafından karşılanmasını öngörmüştür. Bu, adil yargılanma hakkı ve devletin kendi eylemlerinin mali sonuçlarına katlanması ilkesinin bir gereğidir.