5235 Sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca, 'nitelikli dolandırıcılık' suçunun (TCK m. 158) Ağır Ceza Mahkemesi'nin görev alanına girdiği belirtilmektedir. Metindeki Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararı (2018/269), 'resmi belgede sahtecilik' ve 'dolandırıcılık' suçlarının bir arada işlendiği bir olayda, görevli mahkemenin belirlenmesinde hangi kriteri esas almıştır?
Metindeki Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2018/269 sayılı kararı, bir suçun nitelendirmesinin daha ağır bir cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunduğunda, bu değerlendirmeyi yapma görevinin üst dereceli mahkemeye ait olduğu ilkesini esas almıştır. Olayda, sanığın motorlu araç trafik belgesi (resmi belge) üzerinde sahte muayene işlemi yaparak 'resmi belgede sahtecilik' ve bu yolla 'dolandırıcılık' suçlarını işlediği iddia edilmektedir. Basit dolandırıcılık suçu Asliye Ceza Mahkemesi'nin görev alanına girerken, nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) Ağır Ceza Mahkemesi'nin görev alanındadır. Yargıtay, sanığın eyleminin TCK m. 158/1-d'de yer alan 'kamu kurum ve kuruluşlarının, ... araç olarak kullanılması suretiyle' işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturma ihtimalini değerlendirmiştir. Çünkü sahte muayene işlemi için kullanılan trafik tescil belgesi, bir kamu kurumu olan Emniyet Müdürlüğü'nün maddi varlığıdır. Yargıtay, eylemin bu nitelikli hali oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirme görevinin, bu suç için görevli olan 'üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine' ait olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, Asliye Ceza Mahkemesi'nin yargılamaya devam etmesini hukuka aykırı bulmuş ve Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmek üzere 'görevsizlik kararı' verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Kriter, eylemin daha ağır cezayı gerektiren bir suçu (nitelikli hal) oluşturma potansiyelidir.