Terekenin borca batık olduğunun tespiti davasında, murisin ortağı ve yasal temsilcisi olduğu bir limited şirketin vergi borcu, murisin şahsi terekesinin pasifine dahil edilebilir mi? Metindeki Yargıtay 14. Hukuk Dairesi kararının (2019/4172 K.) bu konudaki kriterlerini ve mahkemenin yapması gereken araştırmayı açıklayınız.
Evet, belirli şartlar altında dahil edilebilir. Metindeki Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2019/4172 K. sayılı kararı, bu karmaşık durumu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde ele almaktadır. Karara göre, limited şirketin vergi borcu, ancak şu iki koşulun varlığı halinde murisin şahsi terekesinin pasifine (borcuna) yazılabilir: 1) Tahsil İmkansızlığı: Kamu alacağının (vergi borcunun), öncelikle şirketin kendi malvarlığından 'tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması' gerekir. Eğer şirket borcunu ödeyebilecek durumdaysa, ortakların veya temsilcilerin şahsi sorumluluğuna gidilemez. 2) Sorumluluğun Niteliği: Murisin sorumluluğu iki yönlü olabilir: a) Ortaklık Sıfatıyla Sorumluluk (6183 S.K. m. 35): Muris, tahsil imkanı kalmayan kamu alacağından 'sermaye hissesi oranında' şahsen sorumludur. b) Kanuni Temsilci Sıfatıyla Sorumluluk (6183 S.K. Mük. m. 35): Muris aynı zamanda şirketin kanuni temsilcisi (müdürü) ise, tahsil imkanı kalmayan kamu alacağının 'tamamından' şahsi malvarlığıyla sorumludur. Yargıtay, bu nedenle mahkemenin yapması gereken araştırmayı şöyle sıralamıştır: Mahkeme, uzman bir bilirkişi heyeti aracılığıyla şirketin defter ve kayıtlarını inceletmeli, şirketin aktif ve pasif durumunu saptamalı, vergi borcunun şirketin malvarlığından tahsilinin mümkün olup olmadığını belirlemelidir. Eğer tahsil mümkün değilse, murisin ortak ve/veya temsilci sıfatıyla şahsen sorumlu olacağı miktar net olarak hesaplanmalı ve bu miktar, terekenin pasifine eklenerek borca batıklık durumu yeniden değerlendirilmelidir.