CMK m. 273/5'e göre Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunda gerekçe gösterme zorunluluğunun temel nedeni nedir? Bu zorunluluğun sanık veya katılan için öngörülmemiş olması 'silahların eşitliği' ilkesine aykırılık teşkil eder mi?
Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunda gerekçe gösterme zorunluluğunun (CMK m. 273/5) temel nedeni, savcının ceza muhakemesindeki özgün konumudur. Savcı, hem sanık 'lehine' hem de 'aleyhine' kanun yoluna başvurabilen tek taraftır. Başvurunun lehe mi yoksa aleyhe mi yapıldığının, özellikle 'aleyhe bozma yasağı' (reformatio in peius) ilkesinin doğru bir şekilde uygulanabilmesi için en başından belli olması gerekir. Gerekçe, başvurunun yönünü ve kapsamını belirleyerek hukuki belirliliği sağlar. Bu zorunluluğun sanık veya katılan için öngörülmemiş olması, 'silahların eşitliği' ilkesine bir aykırılık teşkil etmez. Aksine, bu ilkenin bir gereğidir. Sanık ve katılan, doğal olarak sadece kendi lehlerine kanun yoluna başvururlar; onların başvurusunun yönü konusunda bir belirsizlik yoktur. Bu nedenle onlardan gerekçe göstermeleri beklenmese de (her ne kadar pratikte gerekçe gösterseler de), başvurularının kapsamını belirlemiş olurlar. Savcıya getirilen bu ek yükümlülük, onun sahip olduğu bu çift yönlü başvuru yetkisinin yarattığı potansiyel belirsizliği ortadan kaldırmaya ve karşı taraf olan sanığın hukuki durumunu korumaya yöneliktir. Dolayısıyla bu bir eşitsizlik değil, savcının özel konumu nedeniyle getirilmiş dengeleyici bir kuraldır.