HMK m. 19/2 ve 317/2 maddeleri uyarınca, basit yargılama usulüne tabi bir davada davalının yetki itirazını ne zaman ve nasıl ileri sürmesi gerekir? Metindeki Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararında (2013/13194 E.), süresinden sonra yapılan yetki itirazının hukuki sonucu ne olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184563

HMK'ya göre, yetkinin kesin olmadığı davalarda (ki metindeki karara konu istihkak davası gibi davalar bu niteliktedir), yetki itirazı bir 'ilk itiraz'dır (HMK m. 116/a). Basit yargılama usulüne tabi davalarda da bu kural geçerlidir. HMK m. 19/2, yetki itirazının 'cevap dilekçesiyle' ileri sürülmesi gerektiğini hükme bağlar. HMK m. 317/2 ise basit yargılama usulünde cevap süresinin, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 'iki hafta' olduğunu belirtir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, davalı, yetki itirazını, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde vereceği cevap dilekçesinde ileri sürmek zorundadır. Metindeki Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararı, bu usul kuralının katı bir şekilde uygulandığını göstermektedir. Olayda davalı, dava dilekçesi kendisine tebliğ edildikten sonra yasal iki haftalık süreyi geçirerek ve hatta önce esasa cevap verip daha sonra ayrı bir dilekçeyle yetki itirazında bulunmuştur. Yargıtay, bu durumu değerlendirirken, süresinde ve usulüne uygun bir yetki itirazı yapılmadığı için, HMK m. 19/4 uyarınca davanın açıldığı mahkemenin 'yetkili hale geldiğini' kabul etmiştir. Bu nedenle, yerel mahkemenin, davalının süresiz itirazına dayanarak veya re'sen 'yetkisizlik' kararı vermesini hukuka aykırı bulmuş ve kararı bozmuştur. Yani, süresinde yapılmayan yetki itirazı, davalının bu hakkını kaybetmesine ve yetkisiz mahkemenin yetkili hale gelmesine yol açar.