Eğitimine devam eden reşit bir çocuğun babasından talep ettiği nafaka davasında, mahkemenin bu nafakayı 'iştirak nafakası' olarak nitelemesi ve miktarını 'yükseltmesi' şeklindeki bir karar, hukuken doğru mudur? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/5566 K. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımı nedir?
Hayır, bu şekildeki bir karar hukuken doğru değildir. Metinde alıntılanan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/5566 K. sayılı kararı bu durumu net bir şekilde açıklamaktadır. Sorunun temelinde, çocuğun ergin olmasıyla birlikte nafakanın hukuki niteliğinin değişmesi yatmaktadır. Çocuk ergin olunca (18 yaşını doldurunca), TMK m. 328/1 uyarınca anne ve babanın bakım borcuna dayanan 'iştirak nafakası' kendiliğinden sona erer. Çocuk ergin olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa, TMK m. 328/2 uyarınca anne ve babanın destek olma yükümlülüğü devam eder, ancak bu nafakanın hukuki niteliği artık 'yardım nafakası'dır (TMK m. 364). Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, bizzat reşit çocuk tarafından açılan bu dava 'yardım nafakası' davasıdır. Mahkemenin, sona ermiş olan iştirak nafakasını 'yardım nafakasına dönüştürmesi' veya 'yükseltmesi' şeklinde bir karar vermesi, hukuki niteleme hatasıdır. Mahkemenin yapması gereken, davayı yardım nafakası olarak nitelemek ve tarafların (reşit çocuğun ihtiyaçları ve babanın mali gücü) durumunu yeniden değerlendirerek, sıfırdan bir yardım nafakası miktarı belirlemektir. Yargıtay, bu tür niteleme hatalarını, yeniden yargılamayı gerektirmediği takdirde, hükümdeki ifadeleri 'düzeltmek' suretiyle onamaktadır. Kararda da 'iştirak nafakasının ... 500 TL'ye yükseltilmesine' ifadesi çıkarılarak yerine 'aylık 500 TL yardım nafakasının ... davacıya verilmesine' ifadesi yazılarak hüküm düzeltilmiştir.