HMK m. 131'in 'Cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez.' hükmünün usul ekonomisi ve dürüstlük kuralı açısından anlam ve önemi nedir? Metindeki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı (2015/2135 E.) bu kuralı nasıl uygulamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184547

HMK m. 131'in getirdiği bu kural, usul hukuku açısından önemli sonuçlar doğurur ve iki temel amaca hizmet eder: 1) Usul Ekonomisi: Davalının, davanın esasına ilişkin savunmalarını yaptığı bir cevap dilekçesi verdikten sonra, kalan süreyi kullanarak yetki veya tahkim gibi usule ilişkin ilk itirazları ileri sürmesi, yargılamanın gereksiz yere uzamasına ve çelişkili bir durumun ortaya çıkmasına neden olur. Cevap dilekçesi vererek davanın esasına giren bir tarafın, daha sonra 'bu mahkeme yetkisizdir' demesi, usul işlemlerinin düzenli ve hızlı ilerlemesini engeller. Kanun koyucu bu hükümle, davalının tüm usuli ve esasa ilişkin savunmalarını tek bir dilekçede (veya süresi içinde vereceği ek dilekçelerde) toplamasını teşvik ederek yargılamayı hızlandırmayı amaçlamıştır. 2) Dürüstlük Kuralı (MK m. 2): Davanın esasına girerek savunma yapan bir davalının, daha sonra usule ilişkin bir itirazda bulunması, önceki davranışıyla çelişir ve dürüstlük kuralına aykırı bir davranış (venire contra factum proprium) olarak kabul edilebilir. HMK m. 131, bu tür çelişkili davranışların önüne geçer. Metindeki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı (2015/2135 E.), bu kuralın somut bir uygulamasını göstermektedir. O davada, davalı vekili önce davanın esasına ilişkin husumet itirazını içeren bir cevap dilekçesi vermiş, daha sonra cevap süresi bitmeden verdiği ikinci bir dilekçeyle yetki itirazında bulunmuştur. Yargıtay, ilk cevap dilekçesi verilmekle artık ilk itiraz olan yetki itirazının ileri sürülemeyeceğini belirterek, mahkemenin yetki itirazını kabul edip yetkisizlik kararı vermesini HMK m. 131'e aykırı bulmuş ve kararı bozmuştur.