CMK m. 41 uyarınca 'eski hale getirme' talebinde bulunan kişinin, dilekçesinde hangi hususları belirtmesi ve aynı anda hangi işlemi yapması zorunludur? Yargıtay'ın usulsüz tebligata ilişkin yaklaşımı bu kapsamda nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184543

CMK m. 40, kusuru olmaksızın bir süreyi kaçıran tarafa eski hale getirme isteme hakkı tanır. CMK m. 41 ise bu istemin usulünü düzenler. Buna göre, eski hale getirme talebinde bulunan kişi, 'engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde' bir dilekçe ile mahkemeye başvurmalıdır. Bu dilekçede iki temel husus bulunmalıdır: 1) Süreye Uyumama Nedenleri: Dilekçede, sürenin neden ve nasıl kaçırıldığına dair mazeret, inandırıcı bir şekilde açıklanmalı ve bu mazereti destekleyen deliller (sağlık raporu, yurtdışı giriş-çıkış kaydı vb.) eklenmelidir. 2) Yapılamayan Usul İşleminin Yerine Getirilmesi: Dilekçeyi vermek yeterli değildir. Kişi, aynı anda, süresinde yapamadığı usul işlemini de (örneğin temyiz dilekçesini sunmak, itiraz etmek) yerine getirmek zorundadır. Yargıtay'ın usulsüz tebligata ilişkin yaklaşımı bu konuyla yakından ilgilidir. Tebligat Kanunu m. 32'ye göre, usulsüz bir tebligat yapılmış olsa bile muhatap tebliği öğrenmişse, tebligat geçerli hale gelir ve öğrendiği tarih tebliğ tarihi sayılır. Yargıtay, metindeki kararlarda (örn: Y11. CD - 2021/8030 K.) bu ilkeyi uygulamaktadır. Sanığa yapılan tebligat usulsüz olsa dahi, sanığın başka bir dilekçeyle karardan haberdar olduğunun anlaşıldığı tarih, öğrenme tarihi (engelin kalktığı tarih) kabul edilir. Bu tarihten itibaren 7 günlük yasal kanun yolu süresi başlar. Eğer bu süre de geçirilmişse, eski hale getirme için 7 günlük yeni süre bu öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Yani usulsüz tebligat, süreyi kendiliğinden uzatmaz; sadece sürenin başlangıcını muhatabın 'öğrenme' anına erteler.