HMK m. 389'a göre ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan 'yaklaşık ispat' kuralı ne anlama gelir ve bu kural, kesin ispat külfetinden nasıl farklılaşır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184522

'Yaklaşık ispat' kuralı, ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma tedbirlerinin doğası gereği geliştirilmiş bir ispat ölçüsüdür. Metinde de belirtildiği gibi, tedbir talep eden taraf, 'davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'. Bu, davanın esası hakkında tam ve kesin bir kanaat oluşturacak delillerin sunulması gerektiği anlamına gelmez. Zira ihtiyati tedbir, yargılamanın başında, henüz tüm delillerin toplanıp tartışılmadığı bir aşamada verilir. Yaklaşık ispat, hakimde, davacının ileride açacağı veya açmış olduğu davada haklı çıkma ihtimalinin, haksız çıkma ihtimalinden daha yüksek olduğuna dair bir kanaat uyandırmasıdır. Mahkemenin, sunulan delillere göre talebin ciddi ve makul olduğuna ikna olması yeterlidir. Bu durum, yargılamanın sonunda aranan 'kesin ispat' veya 'tam kanaat'ten farklıdır. Kesin ispat, bir vakıanın doğruluğu konusunda mahkemede hiçbir makul şüpheye yer bırakmayacak şekilde delillendirilmesidir. İhtiyati tedbirde ise 'ihtimal' ve 'makul şüphe' yeterliyken, esasa ilişkin nihai kararda 'kesinlik' ve 'şüphenin yenilmesi' aranır. Bu ispat standardının düşürülmesinin sebebi, hakkın kaybedilmesi veya elde edilmesinin zorlaşması tehlikesine karşı hızlı ve etkili bir koruma sağlama amacıdır.