Metinde belirtilen 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi, idarenin hukuka uygun eylem ve işlemlerinden doğan zararların tazmininde nasıl bir rol oynar? Güvenlik nedeniyle bir caddenin trafiğe kapatılması örneği üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184518

'Fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi, idarenin kusursuz sorumluluk hallerinden biridir ve idari eylemin hukuka uygun olmasının dahi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı durumları ifade eder. İlkenin temel mantığı şudur: İdare, genel kamu yararı amacıyla bir faaliyet yürütürken, bu faaliyetten tüm toplum yararlanır. Ancak bu faaliyet, belirli bir kişi veya grubun mülkiyet hakkı üzerinde özel ve olağan dışı bir külfete, bir 'fedakarlığa' neden oluyorsa, bu özel külfetin sadece o kişi veya grup üzerinde bırakılması adil değildir. Kamu yararı için yapılan bu fedakarlığın, yine kamu tarafından (yani idare tarafından tazminat ödenerek) 'denkleştirilmesi' gerekir. Metindeki 'güvenlik nedeniyle bir caddenin yaya ve araç trafiğine kapatılması' örneği (Recep Tarhan ve Afife Tarhan kararı) bu ilkeyi somutlaştırır. Caddenin kapatılması kararı, kamu düzeni ve güvenliği gibi meşru bir amaca hizmet eder ve hukuka uygundur. Ancak bu karar, cadde üzerindeki bir dükkan sahibinin müşteri kaybetmesine, mülkünün değerinin düşmesine veya kira gelirinin azalmasına neden olursa, bu dükkan sahibi, tüm toplumun yararlandığı bir güvenlik önlemi için özel ve ağır bir külfete katlanmış olur. İşte bu noktada, idarenin eylemi kusursuz ve hukuka uygun olsa bile, 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi gereği bu özel ve olağan dışı zararı tazmin etme yükümlülüğü doğar. Aksi takdirde, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasındaki adil denge bozulmuş ve mülkiyet hakkı ihlal edilmiş olur.