Tüketici kredisi sözleşmesinde, borçlunun temerrüde düşmesi halinde bankanın, borçlunun maaş hesabı da dahil olmak üzere nezdindeki tüm hesaplarından 'takas ve mahsup' yetkisi almasına dair sözleşme hükmünün hukuki geçerliliğini, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 83/a maddesi bağlamında analiz ediniz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184516

Metinde ele alınan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı (E. 2017/672, K. 2020/840), bu tür sözleşme hükümlerinin geçerliliğini İİK m. 83/a çerçevesinde değerlendirmektedir. İİK m. 83, maaş ve ücretlerin ancak borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar (en az dörtte üçü) ayrıldıktan sonra haczedilebileceğini düzenler. Maddenin (a) bendi ise, 'bu maddede yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların muteber (geçerli) olmadığını' açıkça hükme bağlamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tüketici kredisi sözleşmesinde yer alan ve bankaya borçlunun maaş hesabı üzerinde takas ve mahsup yetkisi veren hükmü, 'haczedilemezlikten önceden feragat' niteliğinde kabul etmektedir. Borçlu, krediyi çekerken gelecekte temerrüde düşmesi halinde maaşının tamamına el konulmasını peşinen kabul etmiş olmaktadır. Bu durum, İİK m. 83/a'nın koruma amacına (borçluyu kendisine karşı korumak ve asgari yaşam standardını güvence altına almak) doğrudan aykırıdır. Bu nedenle, Yargıtay'a göre bu tür genel ve önceden alınmış yetkiler geçersizdir. Banka, alacağını ancak genel hükümlere göre icra takibi başlatarak ve İİK m. 83'teki haciz sınırlamalarına (maaşın en fazla 1/4'ünün haczi) uyarak tahsil edebilir. Zaten icra takibiyle maaşın 1/4'ü kesilirken, bankanın ayrıca sözleşmeye dayanarak hesaba yatan kalan maaşa bloke koyması veya virman yapması hukuka aykırıdır.