Cumhuriyet savcısının sanık lehine kanun yoluna başvurabilmesi (CMK m. 260/son) ve bu başvurudan sanığın rızası olmadan vazgeçememesi (CMK m. 266/1) hükümleri, gerekçesi belirsiz bir istinaf başvurusunun yorumlanmasında neden önemlidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184515

Bu hükümler, Cumhuriyet savcısının ceza muhakemesindeki çift yönlü rolünü ve sanık lehine yaptığı işlemlerin hukuki sonuçlarını vurgulaması açısından önemlidir. CMK m. 260/son fıkrası, savcının sadece iddia makamı olmadığını, aynı zamanda kamu adına hukukun doğru uygulanmasını gözeten ve bu kapsamda sanık lehine de hareket edebilen bir adalet mercii olduğunu gösterir. CMK m. 266/1 ise, savcının sanık lehine yaptığı bir kanun yolu başvurusunun, sanık için bir 'hak' doğurduğunu ve bu hakkın savcının tek taraflı iradesiyle geri alınamayacağını teminat altına alır. Gerekçesi belirsiz bir istinaf başvurusunun yorumlanmasında bu hükümler şu şekilde devreye girer: Yargıtay'ın benimsediği görüşe göre, savcının lehe başvuru yapma yetkisi ve görevi bulunduğundan, belirsizlik halinde başvurunun sanık lehine olduğunun kabul edilmesi, savcının bu rolüyle uyumludur. Yazarın eleştirisine göre ise, lehe başvurunun bu denli önemli hukuki sonuçlar doğurması (geri alınamaz olması gibi), başvurunun en başından itibaren açık, net ve gerekçeli olmasını zorunlu kılar. Belirsiz bir başvuruyu lehe kabul edip ardından savcının bunu aleyhe çevirmesine olanak tanımak, CMK m. 266'nın ruhuna aykırı bir 'hileli' duruma yol açabilir. Dolayısıyla bu hükümler, hem Yargıtay'ın yorumuna hem de yazarın eleştirisine dayanak teşkil etmektedir.