Tereke borca batık olmasına rağmen, bir mirasçının mirasın hükmen reddi talebinde bulunamayacağı haller nelerdir? Bu durumu 'dürüstlük kuralı' ve terekeyi 'sahiplenme' kavramları üzerinden açıklayınız. (TMK m. 610/2)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184509

TMK m. 605/2 uyarınca ölüm anında terekenin borca batık olduğu açıkça belliyse, mirasın reddedilmiş sayılması bir karinedir ve bu tespit davası süreye tabi değildir. Ancak bu karinenin ve dava hakkının istisnaları vardır. Metindeki Yargıtay kararları (örn: Y14HD-K.2017/7373, Y14HD-K.2016/2414), TMK m. 610/2'ye atıf yaparak bu durumu açıklamaktadır. Buna göre, terekeyi 'sahiplenme' anlamına gelen işlemler yapan mirasçı, sonradan terekenin borca batık olduğunu ileri sürerek mirası hükmen reddedemez. Terekeyi sahiplenme, mirasçının tereke malları üzerinde sanki kendi malıymış gibi tasarrufta bulunmasıdır. Metinde belirtilen ve kanunda yer alan sahiplenme halleri şunlardır: 1) Tereke işlemlerine karışmak: Terekenin olağan yönetimi (örneğin bozulan bir musluğu tamir ettirmek) ve murisin işlerinin yürütülmesi için gerekli olanların dışındaki işleri yapmak. 2) Tereke mallarını gizlemek veya kendine mal etmek: Murise ait bir malı alacaklılardan gizlemek veya satıp parasını kullanmak gibi. Bu tür davranışlarda bulunan bir mirasçının, daha sonra terekenin borca batık olduğunu iddia etmesi, TMK m. 2'de düzenlenen 'dürüstlük kuralı'na ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı'na aykırı kabul edilir. Çünkü mirasçı, eylemleriyle mirası zımnen (örtülü olarak) kabul etmiş sayılır ve bu kabulden dönemez.