Metinde, sehven Covid iznine gönderilen hükümlünün 'kusursuz' sayılamayacağı, zira TCK m. 4'e göre 'ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz' hükmü ve hükümlünün kendi müddetnamesinden durumu öngörebileceği iddia edilmektedir. Bu argümanın, idarenin tek taraflı ve re'sen gerçekleştirdiği bir işlem karşısında, özellikle 'hukuk devleti' ilkesi ve idarenin kusurunun vatandaşa yüklenememesi prensibi karşısındaki geçerliliğini eleştirel bir bakış açısıyla değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184495

Bu argüman, hukuki sorumluluğun paylaştırılmasında karmaşık bir sorunu gündeme getirmektedir. TCK m. 4'ün varlığı ve müddetnamenin teorik olarak hükümlüye bilgi vermesi, hükümlünün durumunu tamamen göz ardı edemeyeceğini düşündürür. Ancak bu argümanın zayıf yönleri bulunmaktadır. İlk olarak, Covid izni gibi karmaşık infaz rejimlerinin ve bu rejimlerdeki değişikliklerin, hukuki uzmanlığı olmayan bir hükümlü tarafından eksiksiz bir şekilde bilinmesi ve müddetnameden hatasız bir şekilde hesaplanması beklenemez. İkinci olarak, 'hukuk devleti' ilkesi ve 'iyi idare' prensibi, idarenin kendi işlemlerinin doğruluğunu sağlama yükümlülüğünü esas alır. İdarenin kusurundan kaynaklanan bir hatanın sonuçlarının, daha zayıf konumda olan ve idari işleme direnemeyen hükümlüye yükletilmesi, güçler dengesi ve hakkaniyet açısından sorunludur. Covid iznine çıkarma işlemi, hükümlünün talebiyle değil, idarenin tek taraflı bir kararıyla gerçekleşir. Bu durumda, hükümlünün sessiz kalarak 'istifade ettiği' varsayımı, idarenin asli görev ve sorumluluğunu göz ardı eder. Dolayısıyla, TCK m. 4'ü bu bağlamda katı bir şekilde uygulamak, idarenin kusurunu meşrulaştırabilir ve kişi hürriyetini orantısız bir şekilde kısıtlayabilir.