İnfaz Hukukunda 'kazanılmış hak' bulunmadığı argümanı, idarenin kusuruyla ve hükümlünün bir katkısı olmaksızın sehven Covid iznine çıkarılan bir hükümlünün durumunu nasıl etkiler? Bu durumu 'hükümlü lehine yorum', 'öngörülebilirlik' ve 'hukuk güvenliği' ilkeleri çerçevesinde, metinde sunulan karşıt görüşleri de sentezleyerek tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184494

Metinde bu konuda iki temel görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre, infaz hukukunda kazanılmış hak olmadığından, yasal şartları oluşmadığı halde Covid iznine ayrılan hükümlünün dışarıda geçirdiği süreler infazdan sayılamaz. Bu görüş, hatalı hesaplanan koşullu salıverilme süresi nedeniyle erken tahliye edilen hükümlünün eksik infazı tamamlamak üzere kuruma geri alınması örneğini emsal gösterir ve bu durumun eksik infaza yol açarak adaleti zedeleyeceğini savunur. Yazarın da katıldığı bu görüş, 5275 sayılı Kanun Geçici m.9/5'teki şartların net ve öngörülebilir olduğunu, dolayısıyla idari hatanın hükümlüye bir hak sağlamayacağını belirtir. Diğer görüş ise, idarenin hatasında hükümlünün bir kusuru bulunmadığından, dışarıda geçirilen sürenin infazdan sayılması gerektiğini savunur. Bu görüşe göre aksi bir uygulama, kusuru olmayan hükümlünün cezasının ağırlaştırılması anlamına gelir ve bu durum 'hükümlü lehine yorum', 'öngörülebilirlik' ve 'hukuk güvenliği' gibi temel hukuk ilkelerine aykırılık teşkil eder. Ayrıca, Covid iznine gönderme işleminin idarenin tek taraflı bir tasarrufu olduğu ve hükümlünün rızasının aranmadığı, dolayısıyla idarenin kusurunun sonuçlarının hükümlüye yüklenemeyeceği vurgulanır. Bu tartışma, İnfaz Hukukunun katı kuralları ile temel hak ve hürriyetler arasındaki dengeyi ortaya koymaktadır.