Anayasa Mahkemesi'nin 'mülkiyet hakkı' kapsamında koruduğu 'meşru beklenti'nin, bir kanun hükmüne veya yerleşik yargı içtihadına dayanması gerektiği belirtilmektedir. Bu kriterler, beklentinin hangi niteliğini ölçmeyi amaçlamaktadır?
Bu kriterler, beklentinin 'soyut' ve 'kişisel' bir umuttan ibaret olmadığını, aksine 'objektif' ve 'hukuken korunmaya değer' bir nitelik taşıdığını ölçmeyi amaçlamaktadır. Bir beklentinin 'meşru' sayılabilmesi için, kişinin sadece bir şeyi elde etmeyi umması yeterli değildir. Bu beklentinin hukuki bir zemine oturması gerekir. - Kanun Hükmüne Dayanma: Beklentinin doğrudan bir kanun maddesinden kaynaklanması, ona en güçlü hukuki temeli sağlar. - Yerleşik Yargı İçtihadına Dayanma: Belirli bir durumda, yüksek mahkemelerin (Yargıtay, Danıştay) istikrarlı bir şekilde kişi lehine karar veriyor olması, o kişinin de kendi davasında benzer bir sonuç alacağına dair beklentisini 'makul' ve 'meşru' kılar. Bu kriterler, mülkiyet hakkının koruma alanını, keyfi ve öngörülemez beklentileri dışlayarak, hukuki güvenlik ilkesiyle uyumlu, yeterince somutlaşmış ve hukuken tanınmış beklentilerle sınırlamayı hedefler. (Kaynak: mulkiyet-hakkinin-ihlali-bireysel-basvuru.html)