5271 sayılı CMK'nın 330. maddesinin 2. fıkrası, kanun yoluna başvuranın isteminin 'kısmen kabul olunması' halinde giderlerin mahkemece bölüştürüleceğini öngörmektedir. Bu 'bölüştürme'de mahkemenin takdir yetkisinin sınırları nelerdir?
CMK m. 330/2, mahkemeye bu konuda geniş bir takdir yetkisi tanımakla birlikte, bu yetki keyfi değildir. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, mahkeme giderleri bölüştürürken 'kabul ve reddolunan bölümlerin önemini de gözeterek' karar vermelidir. Bu, mekanik bir bölüştürme (örneğin %50-%50) yerine, hakkaniyete dayalı bir değerlendirme yapılması gerektiği anlamına gelir. Mahkeme, şu kriterleri dikkate alabilir: - Başvuru sahibinin ne ölçüde haklı çıktığı. - Reddedilen istemlerin, yargılamayı gereksiz yere uzatıp uzatmadığı. - Kabul edilen istemin davanın esası üzerindeki etkisi. Mahkeme, bu değerlendirme sonucunda giderleri taraflar arasında belirli oranlarda paylaştırabileceği gibi, bir tarafı giderleri ödemekten tamamen 'bağışık da tutabilir'. Dolayısıyla mahkemenin takdir yetkisi, somut olayın özellikleri ve hakkaniyet ilkesi ile sınırlıdır. (Kaynak: kanun-yollarina-basvuru-sonucunda-gider.html)