Anayasa Mahkemesi'nin, idarenin eylemleri nedeniyle mülkiyet hakkı ihlal edilen bireylerin zararının tazmininde başvurduğu 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi nedir? Bu ilkenin, idarenin eyleminin 'kamu yararına' ve 'hukuka uygun' olması durumunda dahi uygulanmasını bir örnekle açıklayınız.
'Fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi, idarenin kamu yararı amacıyla yürüttüğü hukuka uygun bir faaliyet sonucunda, toplumun genelinden ayrışan, belirli bir kişi veya grubun mülkiyet hakkı üzerinde özel ve olağan dışı bir yük (fedakarlık) oluşması durumunda, bu yükün tüm toplum adına kamu tarafından (idarece) karşılanarak adaletin sağlanmasıdır. Bu ilke, idarenin kusursuz sorumluluğunun bir türüdür. İdarenin eyleminin kamu yararına ve hukuka uygun olması, tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Metinde verilen 'güvenlik nedeniyle bir caddenin trafiğe kapatılması' örneği bu durumu iyi açıklar. Bir caddenin güvenlik gibi meşru bir kamu yararı amacıyla trafiğe kapatılması hukuka uygun bir idari işlemdir. Bu işlemden tüm toplum faydalanır. Ancak bu cadde üzerindeki bir dükkan sahibinin müşteri kaybı nedeniyle kira geliri düşerse veya mülkünün değeri azalırsa, bu dükkan sahibi, kamu yararı için toplumun geneline nazaran 'özel bir fedakarlığa' katlanmış olur. İşte bu özel ve orantısız yükün, idare tarafından tazmin edilerek 'denkleştirilmesi' gerekir. Aksi halde, kamu yararının tüm külfeti tek bir bireye yüklenmiş olur ki bu da mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengeyi bozar. (Kaynak: mulkiyet-hakkinin-ihlali-bireysel-basvuru.html)