TCK m. 112'de düzenlenen 'Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi' suçu ile TCK m. 106'da düzenlenen 'Tehdit' suçu arasındaki ilişkiyi, suçun manevi unsuru (özel kast) açısından Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/11746 K. sayılı kararı ışığında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184467

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, TCK m. 112'de 'cebir veya tehdit kullanılarak' işlenebilen bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için failin genel kastla hareket etmesi yeterli değildir; ayrıca 'eğitim ve öğretimi engelleme' şeklinde bir 'özel kastı'nın da bulunması gerekir. Metinde yer alan Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/11746 K. sayılı kararında bu ayrım net bir şekilde ortaya konulmuştur. Karara konu olayda sanık, okuldan uzaklaştırılmasına neden olduğunu düşündüğü öğretmeni, ders sırasında sınıftan dışarı çağırıp 'senin yanına bırakmayacağım' diyerek tehdit etmiştir. Yargıtay, sanığın bu eylemindeki amacının (özel kastının) dersin veya eğitimin engellenmesi olmadığını, kişisel husumetten kaynaklanan bir tehdit olduğunu belirtmiştir. Tehdit eylemi sonucunda öğretmen sınıftan çıktığı için ders fiilen kesintiye uğramış olsa da, failin özel kastı bu yönde olmadığı için TCK m. 112'deki suçun unsurları oluşmamıştır. Bu durumda fail, TCK m. 112'den değil, sadece eylemine uyan TCK m. 106'daki tehdit suçundan sorumlu tutulmalıdır. (Kaynak: egitim-ve-ogretim-engellenmesi-sucu-cezasi.html)