Bir murisin, ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu bir limited şirketin vergi borcu bulunmaktadır. Mirasçılar, bu borç nedeniyle terekenin borca batık olduğunun tespiti davası açmıştır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2019/4172 K. sayılı kararı ışığında, mahkemenin bu davada yapması gereken araştırma süreci ne olmalıdır? Amme alacağının şirketin malvarlığından tahsilinin mümkün olup olmamasının, mirasçıların hukuki yararına etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184465

Yargıtay 14. HD'nin 2019/4172 K. sayılı kararına göre, mahkeme öncelikle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 35. ve Mükerrer 35. maddelerini dikkate almalıdır. Bu maddeler uyarınca, murisin hem şirket ortağı olarak sermaye hissesi oranında, hem de kanuni temsilci olarak şirketin tahsil edilemeyen kamu borcundan şahsen sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle mahkeme, uzman bir bilirkişi heyeti aracılığıyla limited şirketin defter, kayıt ve belgelerini inceleterek şirketin aktif ve pasif durumunu tespit ettirmelidir. Araştırmanın kilit noktası şudur: Eğer vergi borcunun (amme alacağının) şirketin kendi malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise, bu borç mirasçılara intikal etmeyecektir. Bu durumda mirasçıların, terekenin borca batık olduğunun tespiti davasını açmakta hukuki yararları kalmayacağından dava reddedilmelidir. Ancak, borcun şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılırsa, murisin şahsen sorumlu olacağı borç miktarı belirlenir ve bu miktar, murisin ölüm tarihindeki kişisel terekesinin pasifine eklenir. Ancak bu aşamadan sonra terekenin borca batık olup olmadığına karar verilebilir. (Kaynak: terekenin-borca-batik-oldugunun-tespiti-davasi.html)