Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası herhangi bir süreye tabi midir? Mirasçının, terekeyi sahiplenme anlamına gelen bir davranışta bulunmasının bu davayı açma hakkına etkisi nedir? Bu etki hangi hukuki ilkeye dayanır?
Terekenin borca batık olduğunun tespiti (mirasın hükmen reddi) davası, TMK m. 605/2'de düzenlenen ve kanun gereği mirasın reddedilmiş sayıldığı bir durumun tespitine yönelik olduğu için herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir. Mirasçılar, bu davayı her zaman açabilirler. Ancak, bu hakkın kullanılmasının önemli bir istisnası vardır: Mirasçının, terekeyi sahiplenme anlamına gelen bir davranışta bulunması. TMK m. 610/2'ye göre, tereke işlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine mal eden mirasçı mirası reddedemez. Örneğin, murise ait bir malı satmak, kiraya vermek veya borçları ödemek gibi terekeyi sahiplendiğini gösteren işlemleri yapan bir mirasçı, daha sonra terekenin borca batık olduğunu ileri süremez. Bu durum, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen 'dürüstlük kuralı' (objektif iyi niyet) ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı' ilkesine dayanır. Terekeyi benimseyen bir mirasçının sonradan borçlardan kurtulmak için bu davayı açması, çelişkili davranış yasağına (venire contra factum proprium) aykırı olur ve hukuk düzeni tarafından korunmaz. (Kaynak: terekenin-borca-batik-oldugunun-tespiti-davasi.html, Y14HD-K.2017/7373, Y14HD-K.2016/2414)