Depremde yıkılan bir binanın müteahhidinin cezai sorumluluğu belirlenirken, 'olası kast' (TCK m.21/2) ile 'bilinçli taksir' (TCK m.22/3) arasındaki ayrım nasıl yapılmalıdır? Bu ayrımın, verilecek ceza üzerindeki etkisi nedir?
Bu ayrım, failin neticeyi öngörmesi ve kabullenme düzeyine göre yapılır. 'Bilinçli taksirde', müteahhit, projelere ve yönetmeliklere aykırı davranmasının (eksik demir, kalitesiz beton vb.) bir depremde binanın yıkılıp ölümlere neden olabileceğini öngörür, ancak şahsi becerisine veya şansına güvenerek 'nasılsa bir şey olmaz' düşüncesiyle hareket eder; neticenin gerçekleşmesini istemez. 'Olası kastta' ise, müteahhit aynı şekilde neticeyi (ölüm ve yaralanmaları) öngörür, ancak neticenin gerçekleşip gerçekleşmemesini umursamaz, 'olursa olsun' diyerek eylemine devam eder ve sonucu kabullenir. Bu ayrım ceza miktarı açısından kritiktir. Taksirle öldürmede temel ceza 2-6 yıl iken (TCK m.85), bilinçli taksirle işlenirse ceza 1/3'ten 1/2'ye kadar artırılır. Olası kastla adam öldürme durumunda ise ceza 20-25 yıl hapis olur (TCK m.81, 21/2). Dolayısıyla, müteahhidin manevi unsuru olası kast olarak nitelendirilirse, alacağı ceza katbekat artar.