Bir trafik kazası tespit tutanağında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli temel bilgilerin (yol genişliği, çarpma noktasının konumu vb.) yer almaması durumunda, bu tutanağa dayanılarak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan kusur raporunun hukuki değeri nedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E: 2/20, K: 13 sayılı kararına göre mahkeme bu durumda ne yapmalıdır?
Yetersiz ve eksik bilgilere dayalı olarak düzenlenen bir trafik kazası tespit tutanağına dayanılarak alınan bir Adli Tıp Kurumu kusur raporu, hükme esas alınmaya elverişli değildir. YCGK'nın ilgili kararında belirtildiği gibi, ceza yargılamasının amacı maddi gerçeği şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarmaktır. Eksik bir tutanağa dayalı rapor, varsayıma dayalı olacağından bu amaca hizmet etmez. Bu durumda mahkemenin yapması gereken, eksiklikleri gidermektir. Bunun için olay yerinde uygulamalı bir keşif yapmalı, gerekirse kazaya ilk müdahale eden ve tutanağı düzenleyen görevlileri tanık olarak dinlemeli, yol genişliği, görüş mesafesi, fren izleri gibi kritik verileri tespit etmelidir. Bu eksiklikler giderildikten sonra, toplanan yeni ve somut verilere dayanarak yeniden Adli Tıp Kurumu veya başka bir uzman kuruluştan (örneğin üniversitelerin ilgili kürsüleri) kusur durumu hakkında rapor almalı ve sanığın hukuki durumunu buna göre belirlemelidir. (Bkz: YCGK E: 2/20, K: 13, kadimhukuk.com.tr/.../ceza-muhakemesi-kanunu-62-madde-cmk/)