Örgüt faaliyeti olmaksızın işlenen bir uyuşturucu madde ticareti suçunda, 'gizli soruşturmacı' adı altında görevlendirilen bir kolluk görevlisinin sanıktan uyuşturucu madde satın alması eylemi nasıl hukuki bir zemine oturtulabilir? Yargıtay'ın bu konudaki çözüm önerisi nedir?
Yargıtay, CMK m. 139'daki şartlar (özellikle örgüt faaliyeti) oluşmadığı için 'gizli soruşturmacı' tedbirinin hukuka aykırı olduğu durumlarda, delillerin tamamen geçersiz sayılmaması için bir ayrım yapmaktadır. Eğer gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kişi aslında bir 'adli kolluk görevlisi' ise, bu kişinin eylemleri CMK m. 139 kapsamında bir koruma tedbiri olarak değil, CMK m. 160 vd. maddeleri uyarınca 'suçu ve faili belirleme, delil toplama' yetkisi kapsamında değerlendirilir. Bu durumda, kolluk görevlisi 'delil toplayan tanık' veya 'alıcı görevli' sıfatıyla duruşmada dinlenir ve düzenlediği tutanaklar delil olarak kabul edilebilir. Yargıtay, bu durumda gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının araştırılmasını, öyle iseler tanık olarak dinlenmelerini ve delillerin buna göre değerlendirilmesini istemektedir. (Bkz: Yargıtay 10. CD, E:2020/16718, K:2021/3900, kadimhukuk.com.tr/.../ceza-muhakemesi-kanunu-139-madde-cmk/)