Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan tutuklu yargılanan bir sanığın müdafiinin, duruşma günü başka bir ilde duruşması olduğu gerekçesiyle mazeret bildirmesine rağmen, mahkemenin mazereti kabul etmeyerek sanığın son savunmasını müdafiisiz alıp mahkumiyet hükmü kurması, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/5168 E., 2019/1370 K. sayılı kararına göre hangi hakkın ihlalidir ve neden bozma sebebidir?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararına göre bu durum, CMK m. 101/3, 150/3, 188/1 ve 289/1-e uyarınca sanığın 'savunma hakkının kısıtlanması' sonucunu doğuran mutlak bir bozma nedenidir. Gerekçeleri şunlardır: 1) Tutuklu sanık için müdafii varlığı zorunludur (zorunlu müdafilik). 2) CMK m. 188/1, zorunlu müdafiinin duruşmada hazır bulunmasını şart koşar. 3) Sanığın esasa ilişkin son savunmasını yapacağı en kritik aşamada müdafiisiz bırakılması, adil yargılanma hakkı (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) ve silahların eşitliği ilkesini temelden ihlal eder. Mahkeme, adaletin selameti açısından müdafiin makul mazeretini kabul ederek yeni bir duruşma günü belirlemeli ve sanığa müdafii huzurunda savunma yapma imkanı tanımalıydı. Bu yapılmadan hüküm kurulması, kanuna kesin aykırılık halidir ve hükmün re'sen bozulmasını gerektirir. (Bkz: Yargıtay 16. CD, E: 2018/5168, K: 2019/1370, zulkufarslan.av.tr/zorunlu-mudafii/)