5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ve 101/3. maddesi uyarınca tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen şüpheliye istemi olmasa dahi müdafii atanması zorunludur. Bu 'zorunlu müdafilik' kurumunun AİHS m. 6'da düzenlenen adil yargılanma hakkı ve 'silahların eşitliği' ilkesi ile bağlantısını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #182889

Zorunlu müdafilik, AİHS m. 6'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. AİHS m. 6/3-c, bir suçla itham edilen herkesin bir müdafiin yardımından yararlanma hakkını düzenler ve maddi imkanı yoksa veya adaletin selameti gerektiriyorsa re'sen bir avukat atanmasını öngörür. CMK'daki zorunlu müdafilik halleri, bu 'adaletin selameti' koşulunun kanun koyucu tarafından somutlaştırılmış halidir. Özellikle tutuklama gibi özgürlüğü kısıtlayıcı ağır bir tedbirin söz konusu olduğu veya ağır cezayı gerektiren bir suçla yargılanan kişinin, karmaşık hukuki süreç karşısında kendini etkin bir şekilde savunamayacağı varsayılır. Bu noktada, şüpheli/sanık ile iddia makamı (savcılık) arasındaki dengeyi kurmak ve 'silahların eşitliği' ilkesini sağlamak için müdafii varlığı zorunlu kılınmıştır. Silahların eşitliği, taraflardan birinin diğerine göre belirgin bir dezavantajlı konuma düşürülmemesini gerektirir. Hukuki bilgi ve tecrübeden yoksun bir şüphelinin, devletin profesyonel gücünü temsil eden savcılık karşısında müdafiisiz bırakılması bu ilkeyi ihlal eder. (Bkz: CMK m. 150/3, 101/3, AİHS m. 6, zulkufarslan.av.tr/zorunlu-mudafii/)