İYUK m. 60, idari yargıdaki tebligat işlemlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağını belirtmektedir. Tebligat Kanunu m. 10 ise tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, bu adresin elverişsiz olması halinde ise MERNİS adresine yapılacağını düzenler. Daire kararında davacının adresi olarak 'A' adresi belirtilmesine rağmen, kararın doğrudan davacının MERNİS adresi olan 'B' adresine tebliğ edilmesi usule uygun mudur? Danıştay 8. Dairesi'nin E:2018/465, K:2021/4510 sayılı kararının bu konudaki tespiti nedir?
Hayır, usule uygun değildir. Danıştay 8. Dairesi'nin ilgili kararında vurgulandığı üzere, Tebligat Kanunu m. 10 uyarınca tebligatın 'öncelikle' kişinin bilinen en son adresine yapılması zorunludur. Kararda 'A' adresi davacının bilinen adresi olarak yazılıyken, tebligatın doğrudan MERNİS adresine çıkarılması bu kuralın ihlalidir. MERNİS adresine tebligat yapılabilmesi için, öncelikle bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya bu adrese tebligat yapılamaması gerekir. Bu sıra izlenmeden doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligat usulsüzdür. Bu usulsüz tebligat, hak düşürücü sürelerin (örneğin tam yargı davası açma süresi) başlangıcı olarak kabul edilemez ve davacının belirttiği öğrenme tarihi esas alınmalıdır. (Bkz: İYUK m. 60, Tebligat Kanunu m. 10, Danıştay 8. D. E:2018/465, K:2021/4510)