CMK m. 62, tanıklara ilişkin hükümlerin bilirkişilere de uygulanacağını belirtmektedir. Bu atıf uyarınca, duruşmada yemin ettirilmeyen veya önceki yemini hatırlatılmayan bir tercüman bilirkişinin katılımıyla yapılan bir yargılama, Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilmektedir? Bu durumun hukuki sonucunu ilgili Yargıtay kararından hareketle açıklayınız.
CMK m. 62, tanıklara ilişkin hükümlerin, aykırı olmayanların, bilirkişiler hakkında da uygulanacağını belirtir. Tercümanlar da özel veya teknik bilgi gerektiren bir alanda (dil) mahkemeye yardımcı oldukları için bilirkişi statüsündedir. Tanıklara ilişkin CMK m. 58/1 yemin etme yükümlülüğünü, m. 64/6 ise bilirkişiye yemin verileceğini düzenler. Metinde yer alan Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2009/56 E., 2010/3629 K. sayılı kararında, yargılamanın çeşitli celselerinde görev yapan tercümanlara yemin verdirilmemesi veya önceki yeminlerinin hatırlatılmaması, CMK m. 62 yollamasıyla CMK m. 58/1 ve 64/6'ya aykırılık olarak kabul edilmiş ve bu durum bir bozma nedeni sayılmıştır. Dolayısıyla, yemin ettirilmemesi yargılamanın usulüne uygun yürütülmediği anlamına gelir ve hükmün bozulmasına yol açan önemli bir usul hatasıdır. (Bkz: CMK m. 62, 58, 64, Yargıtay 1. CD, E: 2009/56, K: 2010/3629)