Örgütlü olmayan bir suçta, CMK m. 139'a göre usulsüz olarak 'gizli soruşturmacı' adı altında görevlendirilen kolluk görevlisinin sanıktan delil (uyuşturucu madde) elde etmesi durumunda, bu delilin hukuki geçerliliği nedir? Yargıtay, bu durumda mahkemenin nasıl bir yol izlemesi gerektiğini belirtmektedir? (Yargıtay 10. CD E:2020/10973, K:2021/1994) (kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-139-madde-cmk/)
Cevap: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, örgütlü olmayan bir suçta CMK m. 139'a dayalı gizli soruşturmacı kararı usulsüzdür ve bu karara dayanılarak elde edilen deliller (özellikle teknik takip ve izleme kayıtları) hukuka aykırıdır. Ancak Yargıtay, bu durumda farklı bir değerlendirme yapmaktadır: Eğer 'gizli soruşturmacı' olarak görevlendirilen kişi aslında bir adli kolluk görevlisi ise, bu kişinin eylemi CMK m. 139 kapsamında değil, CMK m. 160 vd. maddeleri uyarınca 'suçu ve faili belirleme, delil toplama' yetkisi kapsamında 'alıcı ajan' veya 'delil toplayan memur' olarak değerlendirilir. Bu durumda mahkemenin yapması gereken, bu kolluk görevlilerini duruşmada tanık olarak dinlemek, beyanlarını ve tuttukları tutanakları diğer delillerle birlikte değerlendirerek sonuca gitmektir. Yani delil tamamen geçersiz sayılmaz, kolluk görevlisinin tanıklığı olarak değerlendirilir.