TMK m. 301/3, babalık davasının, ana tarafından açılması halinde kayyıma, kayyım tarafından açılması halinde ise anaya ihbar edileceğini belirtir. Davanın 'çocuk' tarafından bizzat veya vekili aracılığıyla açılması halinde, bu ihbar yükümlülüğü yine de geçerli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #182083

TMK m. 301/3'ün lafzı, ihbar yükümlülüğünü 'ana tarafından' veya 'kayyım tarafından' açılan davalarla sınırlandırmış görünmektedir. Ancak, bu hükmün 'amacı' (ratio legis), ana ile çocuğun menfaatlerinin çatışabileceği ihtimaline karşı çocuğu korumaktır. Çocuk tarafından (erginse kendisi, küçükse yasal temsilcisi veya atanan kayyım aracılığıyla) açılan bir davada, davanın tarafı zaten çocuğun kendisi veya onu temsil eden kişidir. Bu durumda, ana ile çocuk arasında bir menfaat çatışması varsayımı daha zayıftır. Ancak, Yargıtay uygulaması ve doktrindeki baskın görüş, babalık davalarının kamu düzenini ve çocuğun üstün yararını ilgilendirmesi nedeniyle, davanın kim tarafından açıldığına bakılmaksızın, menfaat çatışması potansiyelini ortadan kaldırmak için, ana ile çocuğun davada farklı kişiler tarafından (örneğin ana kendisi, çocuk ise bir kayyım tarafından) temsil edilmesini sağlamanın en doğru yaklaşım olduğu yönündedir. Bu nedenle, çocuğun açtığı davada da, ananın davadan haberdar edilmesi ve gerekirse çocuğa ayrı bir temsilci (kayyım) atanmasının değerlendirilmesi, usulün amacına daha uygun olacaktır. Ancak maddenin lafzına sıkı sıkıya bağlı bir yorum, bu durumda ihbar zorunluluğu olmadığı sonucunu doğurabilir.